Türkiye denilince akla ziyaret edilmesi gereken yerlerin en başında hiç kuşkusuz UNESCO dünya mirası listesinde de bulunan Kapadokya geliyor. Bu coğrafyanın insanına tarihi MÖ 12. yüzyıla kadar dayanan medeniyetlerden miras kalmış, kültürü ve nice doğal güzellikleri ile kapadokya, tüm ülkelerden yoğun bir biçimde ilgi çekiyor. Bunun örneklerinden birini geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Salomon  Cappadocia Ultra Trail 2016’ya 51 ülkeden tam 813 sporcunun katılımıyla yaşadık.

Cappadocia Ultra Trail 2016

Bu kadar çok çeşitli bölgelerden insan katılımı yalnızca insanların spora olan tutkusundan değil, aynı zamanda kapadokya’nın insanlar üzerinde bıraktığı intiba, heyecan ve coşkunun, vadiler arasında koşarken oluşan büyülenmenin bir sonucu tabii ki. Böyle bir atmosferde maraton yarışına katılacak olmak ya da eşsiz manzaralar eşliğinde gücünüzü ilk kez test etmek de oldukça cazip oluyor haliyle. İşte herkes gibi biz de benzer duygularla düşmüştük yollara. 

Cappadocia Ultra Trail 2016

 

Kapadokya’da konaklayacağımız yere yarıştan bir gün önce yerleşip, yarış için gerekli kayıt işlemlerini yaptırıyor ve yarışın nabzını tutup, gerek yeni insanlarla tanışıp, gerekse yarış hakkında detaylı bilgiler alıyorduk. Organizasyon yetkilileri tarafından yapılan yarış öncesi toplantı sanki bir söyleşi havasında, heyecanlı ve keyifli bir sohbet edasında sürüyordu. Hemen hemen bütün insanların gözlerinde bir sonraki gün gerçekleşecek kıyasıya mücadelenin parıltısını görüyor ve dahası bi an önce yarışa başlama arzusunu sezinliyordum. Yetkililerden gerekli bütün malzemeleri temin edip bilgilendirmeleri de aldıktan sonra yarış öncesi akşam yemeğine geçmiştik. Ortak ilgi alanlarına sahip olmanın ve birçok yüze çeşitli yarışlardan aşina olmanın getirdiği yakınlık ile yemek çok samimi bir ortamda geçiyordu. Genci, yaşlısı hemen tüm masalardan soğuk havaya rağmen kahkahalar yükseliyor ve ertesi günki yarış hakkında tahminler yapılıyordu. Birçok iddialı atlet masaların arasından geçerken olası rakiplerini izliyor ve son derece titiz bir naiflikle etrafındakileri selamlıyorlardı. Bu tarz bir samimiyeti ancak sporla iç içe bulunan ve aynı hisleri taşıyan insanların keyifli rekabetlerinin bir araya geldiği etkinliklerde bulabilirsiniz. Geceyi heyecanımız kat be kat artmış dinlenmeye çekilerek tamamlıyorduk. 110K ve 60K koşuları sabah erkenden 7:00 da başlayacaktı.

 

Cappadocia Ultra Trail 2016

 

30K yarışmacısı olarak başlangıç saatimin 10:00 olmasına rağmen yarışa beraber katıldığım arkadaşlarımın 110K’da sahne alıyor oluşu onlara destek vermek ve ilk ambiyansı yaşamak adına beni de erkenden kaldırarak start çizgisinde hazır bulundurdu. İnsanları daha da hareketlendirmek adına müzik eşliğinde anonslar yapılıyor, artık start anına dakikalar kala son açma-germe hareketleri tekrar ediliyordu. Sabahın ilk ışıklarının dondurucu soğuğa boyun eğmesi bile insanların gözlerindeki kararlı bakışlara engel olamamış ve yarışa verilen ehemmiyetin azalmasına engel olmuştu. Henüz belki vakit çok erkendi ama yarışın uzun olması bunu mecbur kılıyordu. Hareketlenmelerin artmasıyla birlikte yarışçıların yerlerini almaları anons edildi ve geri sayım başladı. Artık herkes ait olduğu yerde, yarış pistindeydi. Mikrofondan insanların yarışı tamamlayıp geri dönmelerine dair temennilerde bulunuluyordu. Ne de olsa 110K’lık bir yarış, güzelliği kadar inişli-çıkışlı ve aynı gün içerisinde dondurucu soğuğa da yakıcı sıcağa da maruz bırakan zorlu bir parkur. 

Cappadocia Ultra Trail 2016

Bundan tam 3 saat sonra 30K’nın başlangıcı için ben de start çizgisindeki yerimi aldım. Beraber koşmak üzere geldiğim bir arkadaşım yoktu ama aynı heyecanı paylaşıyor olmam insanlarla kolayca diyalog kurmamı sağlıyordu. Etrafımda artık heyecandan iyice yerinde duramayan, çeşit çeşit sporcu takımlarının oluşturulduğu, Facebook üzerinden canlı yayınların yapıldığı kalabalık bir güruh vardı. Başlangıç saatinin yaklaşmasıyla artık sıkı sıkıya sokulmuştuk. Start verildi ve yarış benim adıma başladı. İlk çıkışımızı hem kapadokyanın kendi halkının hem de o an orada turist olarak bulunan insanların alkış ve teşvik edici ses tufanıyla yapmıştık. Yokuş yukarı başlıyor oluşumuz henüz tam olarak ısınmamış olan vücudumuz için yarışın sonlarına doğru handikap oluşturabilirdi. Bu durum üzerine birçok tavsiye almış olmamdan dolayı ilk yokuşu ve beraberindeki birçok diğer yokuşu tempolu yürüyerek çıktım. Şehrin içerisinden ve insanlardan uzaklaşıp kapadokyanın büyülü ve arka bahçelerinde kalmış saklı dünyasına ulaşmamız pek vakit almadı.

 

Cappadocia Ultra Trail 2016

 

Daha henüz parkurun çok da başlarındayken bile vadileri uzaktan seyretmek mümkündü ve patika yolların bizi çıkaracağı gizemli rotayı uzaktan tahmin etmek oldukça heyecan vericiydi. Koşuya ara verip durarak hayran hayran fotoğraf çeken birçok yarışmacı turiste yanlarından geçerken ister istemez gülüyordum. Hatta bi ara sık sık fotoğraf çeken Brezilya’lı bir arkadaşın arkadaki manzaranın çok güzel olması hasebiyle durup ona yardım olsun diye fotoğrafını çekmekten kendimi alamadım. Ne de olsa gezerken göremeyebileceğimiz yerleri koşarken görebiliyorduk.

 

Cappadocia Ultra Trail 2016

 

Vadi üzerindeki patika yollar zaman zaman rotanın köylere doğru uzanmasıyla köy içindeki küçük sokaklar ile kesişiyor ve her geçtiğimiz yerde heyecanlı bekleyenlerin alkış ve tezahuratlarıyla karşılaşıyorduk. Hatta ilk istasyon ve civarında köy kahvelerindeki insanların takdir dolu ve bizi kucaklayan babacan bakışlarını üzerlerimizde hissettik. Kendi adıma yokuş yukarı koşu antremanı eksiğim olmasından dolayı en çok zorlandığım bölgelere bu istasyon noktasının ardından ulaştık. 30K’da yaklaşık olarak 1000 metre irtifa kazanıyorduk ama bu bölgede sanki tırmanış mesafesi hep üst üste gelmişti. Baya uzun bir süre yanımdan geçip gidenlere aldırmadan yürüdüğümü hatırlıyorum. 

 

Yarışın ortalarına doğru hızımı ve önüme çıkan çalı, taş, tepe vs. engellere karşı reaksiyonumu sabit bir oranda tutabilmeyi başarmıştım. Bi ara uzunca bir süre önümde veya arkamda pek bir yarışmacı olmamasından dolayı yalnız koştum. Taa ki aralarından ancak bir insan boyutunun geçebileceği yakınlıkta kayaların arasından geçerken önümdeki insanların da mecburen yavaşlaması ve hatta merdivenle inilmek zorunda kalınan bi bölgede, yarışçıların beklemek durumunda kalmasıyla birçok kişiyi yakalamıştım.

 

Cappadocia Ultra Trail 2016

 

Bu zorlu bölgeleri de aşıp insanlarla bir süre yan yana koştuktan sonra aralardaki mesafler tekrar açılmaya başladı. Bi ara genç ve güzel bir kız arkadaşla birbirimizi birkaç kez geçip geride bırakarak tatlı bir rekabet oluşturduktan sonra kendimi bir sonraki kontrol noktasında buldum. İştahım son derece kabarmış önüme ne bulursam yiyebilecek bir vaziyetteydim ki organizasyon burada da çok yerindeydi. Bilimum kana kızlı karışıp acil enerji sağlayacak yiyeceklerden tüketip bir miktar da su aldıktan sonra elime de gönüllü arkadaşların uzattığı bir büyük muzu alarak bu kontrol noktasından da hızlıca ayrıldım. Bu noktalarda fazla vakit kaybetmemek birçok kişiyi geride bırakmanızı sağlıyor. Özellikle yarış konusunda pek tecrübesi olmayan insanlar çok fazla vakit tüketebiliyorlar. 

 

Yarışın son 8-10 km.lik etabı sıcağın iyiden iyiye artması ve yine koca arazide bi başıma kalmamla zor geçmeye başlamıştı. Henüz 27. km’deyken böyle hissediyorsam 60 veya 110K’da yarışıyor olsaydım çoktan bırakabileceğim geldi aklıma. Neyse ki kendimi sınama fırsatı bulduğum ilk ciddi yarışı tabii ki bırakmayacaktım. Yine yokuş yukarı patikaları yürüyerek ve düzlükleri hafif tempo koşarak ve zaman zaman uzaktan beliren fotoğrafçı arkadaşlara yorulduğumu belli etmeyip poz vererek ilerliyordum. İnsanın bir nevi kendisi ile sınavı da diyebiliriz buna. Bazı anlarda ileride beliren yarışmacı arkadaşları gördüğümde motivasyonum artıyor, arada arkama bakıp insanların bana daha da yaklaştığını hissettiğim de ise kendimi kamçılıyordum. Böyle anlarda müzik de yarıştan düşmemek adına oldukça önemli tabii. Hızlı ritimler içeren bir şarkı olumlu duyguları körükleyerek yarıştan kopmanızı engelliyor. 

 

Artık tam da ne zaman bitecek bu son düzlük diye hayıflanmaya başlarken önümdeki hafif rampa yokuşu da ite kaka çıkıyorum ve Ürgüp iliklerime kadar işleyen ihtişamıyla beliriyor. Oh be!  Artık yavaş yavaş umudunuzu yitirmeye başladığınız anlarda bir işaret görür de vazgeçilmemiş olduğunuz hissi uyanır ya, sanki öyle bir sevinç duyarak her adımımla bu küçük kasabaya bir nebze daha yaklaşıyorum. Uzaktan beliren asfalt yola yaklaşmaya başlamamla beraber zar zor seçilebilen trafik polisi yarışçıların geçtiğini insanları uyararak trafiği yarıyor ve oldukça yavaş seyreden arabaların arasından karşıya geçip yokuş aşağı kendimi öne doğru bırakmaya başlıyorum. Burada yer yer küçük öbekler oluşturmuş insanlar sizi bekliyor ve bitişin sadece birkaç yüz metre ötede olduğunu size hatırlatıp son bir gayret için sizi cesaretlendiriyor. Yokuş aşağı gitmeye başlamış olmam da artık iyiden iyiye tükenmiş olan enerjime pek de fazla ihtiyaç duymadan zeminin ayaklarımın altından adeta kaymasını sağlıyor. Galiba artık bitti! Seneye ne zaman?   

 

Cappadocia Ultra Trail 2016

DMCA.com Protection Status